Duyurular

Prof. Dr. Muhammet Tasa ile İstişare Toplantısı

Çiçeği burnunda dil merkezimiz ADİM Arapça öğretimi konusunda Türkiye’nin en önde gelen dil merkezi olmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda bir yandan yeni eğitim-öğretim yılı hazırlıklarını kendi içerisinde yaptığı toplantılarla son sürat sürdürürken diğer taraftan Türkiye’de Arapça öğretimi konusuna kendini kanıtlamış İlahiyat Fakültelerinin tecrübelerinden istifade etmeyi de ihmal etmemektedir. Bu amaçla daha önce İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi AROMER müdürü sayın Dr. İbrahim Helalşah hocamız gelip merkezimizi ziyaret etmiş ve tecrübelerini bizimle paylaşmıştı. Aynı amaçla bu hafta da Konya Necmettin Erbaakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belağatı Anabilimdalı Başkanı sayın Prof.Dr. Muhammet Tasa’yı ağırladık. Hocamız, hazırlık sınıflarında hem derslerin takibi, devamsızlıkların kontrolü, ödev ve ödev takibi noktasında öğrenci ile hoca arasında sürekli iletişimi canlı tutan hem de ölçme değerlendirme konusunda da çok büyük ayrıcalıklar ve kolaylıklar sağlayan bir sistem kurmuştur. Hocamız kurmuş olduğu bu online sistemi sadece kendi üniversitesinde kullanmakla kalmamakta aynı zamanda pek çok İlahiyat fakültesine de istemeleri halinde kısmen veya tamamen kullanma izni vermekte ve bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamaktadır. Nitekim biz de Ondokuz Mayıs İlahiyat Fakültesi olarak hazırlık öğrencilerimizin devam durumlarının takibi ve notların ilan edilmesi hususlarında hocamızın bu sistemini geçtiğimiz yıl kısmi olarak kullandık, bunun için de kendisine ayrıca teşekkür ederiz.

Dekanımız Prof. Dr. Metin Yılmaz, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı Başkanımız Prof. Ahmet Yüksel ve bütün Arap Dili öğretim elemanlarımızın hazır bulunduğu ve Ramazan ayı olmasına rağmen üç saate yakın süren toplantıda karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmuştur.

Konuk hocamızın temas ettiği ana başlıklar şu şekilde idi.

  • İlahiyat Fakülteleri Hazırlık sınıflarında verilmekte olan Arapça Eğitiminin planlaması yapılırken göz önünde bulundurulması gereken temel nokta “hedef” olmalıdır. Bizim en temel hedefimiz öğrencileri hazırlık sınıfı sonu itibariyle Arapçayı akıcı bir şekilde konuşabilen, fasih Arapça ile her türlü iletişimi sağlayabilen bireyler haline getirmek midir yoksa Kur’ân-ı Kerim başta olmak üzere İslam dininin temel kaynaklarını okuyup anlayabilen bireyler yetiştirmek midir? Hedefimiz net olarak ortaya konduktan sonra materyal seçimi başta olmak üzere eğitim sisteminin her aşaması bu doğrultuda belirlenmeli ve planlanmalıdır.
  • Materyal olarak biz Konya’da kendi hazırlamış olduğumuz bir seriyi kullanmaktayız. Bu seri hem hedeflerimiz hem de öğretim ilkelerimiz göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Biz öğrencilere Arap dili gramerinin yanı sıra on bir bin kelimeyi sistematik olarak öğretmeyi amaçlayan bir program uygulamaktayız. Modern bilimin verilerine göre yabancı dil öğretiminde bir kelimenin veya yapının kalıcı olarak öğrenilebilmesi için öğrencinin o kelime veya yapı ile on altı kez muhatap olması gerekmektedir. Bizim materyallerimiz bu doğrultuda hazırlanmıştır ve iki haftada bir yaptığımız sınavlar da bu programın öğreticiliğinin bir tamamlayıcısı olarak planlanmakta ve uygulanmaktadır. Ancak bu konuda size tavsiyem kendi tecrübelerinizi oluşturmanız ve kendi kaynaklarınızı da bu tecrübeler ışığında yine kendinizin oluşturmasıdır. Eski model bir arabada meydana gelen bir hasarı gidermek için uygulanan yöntem yeni model bir arabada işe yaramayacaktır. Bu sebeple bütün planlamanızı kendi imkân ve yeterlilikleriniz doğrultusunda kendiniz yapmalısınız.
  • Ölçme ve değerlendirme dil öğretiminin en önemli aşamalarından biridir ancak ne yazık ki bu konuda İlahiyat Fakültelerimizin yeteri kadar tecrübesi yoktur. Bir iki makalenin dışında bu alanda yapılmış bilimsel bir araştırma da yoktur. Bu hususa çok önem vermek gerekir. Çünkü ölçme yapamadığımız sürece neticeyi tespit edemeyiz. Neticeyi tespit edemeyince de ilerlememiz mümkün değildir.
  • Sınıfların oluşturulmasın konusunda farklı eğilimler vardır. Ben sınıfların öğrenci seviyeleri esas alınarak oluşturulmasının, yapılan sınavlarla seviyelerine göre en iyi öğrencilerin bir sınıfa, en zayıfların başka bir sınıfa aradakilerin de yine seviyelerine göre homojen olarak sınıflara dağıtılmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. Çünkü bu durumun ciddi manada olumsuz sonuçları olmaktadır.  bütün sınıfların tabi olduğu müfredat aynı olduğu için iyi öğrenciler kendilerine çok fazla bir şey katamamakta, zayıf öğrenciler de kendilerinde çalışma azmi uyandıracak sınıf arkadaşlarına sahip olamamaktadır. Ayrıca bu tarz dağıtım yapıldığında hocalar arasında sınıf dağılımı da problem olabilmektedir. Zira iyi sınıfın dersine giren hoca hiç çabalayıp yorulmadan sınıfın başarısından ötürü başarılı gözükmekte fakat zayıf sınıflara giren hocalar ne kadar kendilerini parçalasalar da kötü hoca olmaktan kurtulamamaktadır. Biz Konya’da ilk bir ay öğrencilerimize verdiğimiz eğitim sürecinde yaptığımız iki sınav doğrultusunda ortalama notu 30’dan aşağı olan öğrencileri bir sınıfa toplayıp onlara yıl boyunca haftalık 30 saat ders vermekteyiz ki bu şekilde bir ya da iki sınıfımız oluşmaktadır. Kalan büyük çoğunluğu ise bu sınavlardan ortlaması 90 üzeri olanlar, 80 üzeri olanlar vb. başarı seviyesine göre her öğrenci grubundan eşit sayıda olacak şekilde sınıflarımızı oluşturmakta ve bu sınıflarda  da haftalık 24 saat eğitim vermekteyiz. Haftalık ders saati 30 olanlar da 24 saat olanlar da aynı müfredatı işlemektedirler. Bu tarz dağılım hem hoca başarısını net olarak ortaya koymakta, eksikliklerinin görülmesini sağlamakta hem de öğrencileri daha fazla çalışmaya sevk etmektedir.
  • Hazırlık sınıflarında derslere mutlaka uzmanlığı Arap Dili olan hocalar girmelidir.
  • Hazırlık sınıflarında dersler Arapça olarak işlenmeli, öğrencilerin de sürekli olarak Arapça ile meşgul olmaları teşvik edilmelidir. Öğrenciyi Arapça dışında başka şeyle meşgul etmek onlarda olumsuz etkiler yapabilmektedir. Kur’ân-ı Kerim dersleri İlahiyat fakültelerinde zaten hazırlık sonrası dört yıl boyunca eğitimi devam eden derslerdir.  Bu sebeplerden ötürü hazırlık sınıflarında Kur’ân-ı Kerim derslerinin olmaması daha uygundur.
  • İslam’ın klasik kaynaklarını doğrudan okuyup anlayabilen öğrenciler yetiştirme amacımız Hazırlık sınıflarında sarf-nahiv derslerinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Bütün derslerin Arapça olarak işlenmesi temel prensip olmakla birlikte konunun önemine ve iyi anlaşılmasının zaruretine binaen gramer derslerine Türk hocaların girip derslerin bütününde olmasa da zaman zaman Türkçe açıklamalar da yapmaları daha uygun olacaktır.

Hocamıza bu mübarek Ramazan gününde bizi kırmayarak davetimize icabet ettiği ve hoş sohbetiyle birlikte tecrübelerini bize aktardığı için teşekkür ederiz.